22 Ekim 2011 Cumartesi

Baska bir kuzu :)

Bu da baskasının kuzusu :) kapıcımız Hasan abinin oğlu umut.. O kadar tatlı ki Uç yasında Atatürk'e benziyor ama maalesef neredeyse hic konuşamıyor. Yine de fotografını çekince gülüp bakmak istedi sevince de mutlu oldu. Cok karamsar bir gunü gulumsemesiyle aydinlatti. cocuklar melek gibidir diye bosuna demiyorlar. Cevrelerini aydinlatma güçleri var onların!

19 Ekim 2011 Çarşamba

Bu kuzular yemelik!

Öyle tatlılar ki doyamiyorum sevmeye kuzularımı.. Efe kuzum okuluna gidip geliyor hic soz dinlememe huyu da aynen devam. Kıvanç arada arkadaşlarını ısırıyormuş ama okulunu cok seviyor. En küçük kuzu yiğit ise okula gitcem ben, kadosss cisin var mi, annecim nolur soz ver gibi laflariyla bizi bizden alıyor! Bayılıyorum ona!

2 Ekim 2011 Pazar

Yiğit ve Efe biz Amerika'dayken bizi çok özlemişler. Geleceğimizin önceki gecesi efe hamiyet ablama uyuyamıyorum heyecandan hamise annemler geleceği için çok heyecanlıyım demiş. Yiğitte beni görür görmez koştu öptü sarıldı. resmen özlemiş çocuk.

insan gerçekten çok özlüyor. hareketlerini, değişkenliklerini,bakışlarını..bir an bile yanlarından ayrılmak istemiyor. bazen mola verip onlardan uzak yetişkin hayatıma dönsem de bütün gün onları konuşmaktan vazgeçemiyorum!

7 Eylül 2011 Çarşamba

oha ya. en son 17 temmuzda post yazmışım:/ renkli bileziklere torpil geçiyorum sanırım.

çocukları özetlemek gerekirse;

efe canavarı okulda öğretmenlere kök söktürüyormuş. geçen sibel ablamla konuştular. tatminsizmiş ve hiç laf dinlemiyormuş. zaten pedagog barış bey evde ananne ve dedeyle teyzelerle yaşayan çocukların bu kadar şımarık davranmasının normal olduğunu söylemişti. yine de siboş üzüldü tabi. neticede anne

dünyanın en harika çocuğu yiğide merhaba deyin! sadece aşırı yakışıklı olmasını bırak çok sevecen. öpüyor seviyor laf dinliyor kucağında tutabiliyorsun oyun oynayabiliyorsun, oyuncak seviyor, oyuncakları kırmaya çalışmıyor, 2 yaşını bitirdi tuvalete gitmek istiyor çişi geldiğinde! böyle de superman tarafları var. öpmeye koklamaya doyamıyor insan. keşke altı yedi tane klonu olsaydı bu çocuğun. bizi çocuk yapmaktan kurtarırdı.

yavrum kıvancım da dadısının firar etmesinden sonra efelerin okula başlamıştı iki ay gitti geldi floryadan reşadiyeye. şimdi evinin orada bir okula başladı. hiç zararı yok. geçen yemeğe gittik tek isteği ekmek yemek ve caillou seyretmek oldu. tabi serap ablam ekmek vermeyince ağladı biraz. ekmekle arasında özel bir ilişki yaşıyor kesinlikle. iyi geceler kader deyip kendini yere atmayı, ağaca kuş çıkmış adam daldan atlamış uçak geçmiş kedi ölmüş gibi anlamsız ama sıralı cümleler kurmayı bıraktı artık. ama hala öpmeyi bilmiyor. çocuk 3.5 yaşında ama öpmeyi bilmiyor ya!

efeye amerıkadan çim biçme makinesi alacağıma dair söz verdim umarım bulurum yoksa hayatımı zindana çevirecektir biliyorum. aslında telefonumda bir sürü fotoğrafları var buraya da bir ara koyacağım.

çocuklarsız hayat çekilmiyor. onlarsız ev boş geliyor. onlar olduğu zamanda başın şişiyor ya, o ayrı mesele. :)

12 Temmuz 2011 Salı

Yiğit kafayı yemeye başladı. Ya da büyümeye başladı mı desem?:) Sürekli sandalyeleri sürüklüyor, elinden birşey alındığında vurmaya ve saç çekmeye başladı bir de. Kızınca da iki eliyle gözlerini kapatıp ağlama numarası yapıyor. Yahu daha 2 yaşında bile değil!

Aklımızı koru Ya Rab!:)

koku

Bir yere gidecektik. Neresi olduğunu unuttum. Hazırlandım ve parfümümü sıktım yukarı kata çıktım. Efe'cim de kakasını yapıyordu. Her zamanki gibi kapı açıktı. Bende tarak almak için tuvalete girdim. Bana "Kader çok güzel kokuyorsun. Kokun hiç gitmesin ve bitmesin" dedi. Ben de çok mutlu oldum.

Daha sonra bahçeye gittim. Elinde kepçe vardı,kepçeyi yüzüme doğru sallayarak "kokunu alıyorum senden saklayacağım" dedi.

Her zamanki gibi feylosof Efe'nin laflarıyla şok olmaya devam ediyoruz...:)